Avrupa Birliği Komisyonu'nun üç önemli ismi, Kaja Kallas, Marta Kos ve Magnus Brunner, yarın Ankara'ya gerçekleştireceği ziyaretle Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dönemin kapılarını aralayacak. Eş zamanlı olarak gerçekleşen bu üst düzey temas, son aylarda ivme kazanan diyaloğun en önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor.
Geniş Perspektifte Görüşmeler ve Stratejik Hedefler
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, AB heyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan başta olmak üzere ilgili bakanlarla kapsamlı görüşmeler yapacak. AB Dönem Başkanlığı'nın İrlanda'ya devredilmesinden hemen önce gerçekleşen bu ziyaretin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefinin stratejik önemini bir kez daha vurgulaması bekleniyor. Bakan Fidan'ın, küresel krizlerin yoğunlaştığı bu dönemde Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin ortak çıkarlar temelinde ilerlemesi gerektiği mesajını vereceği, genişleme politikasında aday ülkeler arasında ayrım yapılmaması ve sürecin liyakat esasına göre yürütülmesi yönündeki beklentileri dile getireceği öngörülüyor. Türkiye'nin üyeliğinin sadece Ankara için değil, Avrupa Birliği'nin rekabet gücü, ekonomik dayanıklılığı ve küresel etkinliği açısından da kritik bir rol oynadığı vurgulanacak.
"Türkiye'nin tam üyelik hedefi, mevcut küresel dengeler içerisinde stratejik bir öncelik taşımaktadır. İlişkilerimizin ortak çıkarlar doğrultusunda geliştirilmesi, her iki taraf için de büyük faydalar sağlayacaktır."
Ekonomiden Göçe, Vizeden Güvenliğe: Kapsamlı Gündem Maddeleri
Görüşmelerde, Türkiye-AB ilişkilerini sınırlayan 15 Temmuz 2019 tarihli AB Dış İlişkiler Konseyi kararlarının tamamen kaldırılması talebinin de gündeme gelmesi bekleniyor. Ankara, siyasi, enerji ve ulaştırma alanlarındaki yüksek düzeyli toplantılar ile Türkiye-AB Ortaklık Konseyi'nin en kısa sürede yeniden toplanmasının önemini vurgulayacak. Ekonomik ilişkiler de öncelikli gündem maddeleri arasında yer alacak. Bakan Fidan'ın, Gümrük Birliği'nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin gecikmeden başlatılması gerektiğini ifade etmesi, Türk menşeli ürünlerin Avrupa Birliği menşeli ürünler kapsamında değerlendirilmesinin önemini vurgulaması bekleniyor. Ayrıca, Türkiye'nin Tek Avrupa Ödeme Alanı (SEPA) sistemine katılım isteği ve Avrupa Yatırım Bankası'nın Türkiye'deki faaliyetlerinin tam kapasiteyle yeniden başlamasına yönelik beklentiler de dile getirilecek. Vatandaşların uzun süredir beklediği vize sorunu da önemli başlıklar arasında yer alacak. Fidan'ın, Schengen vizesinde Türk vatandaşlarına yönelik kolaylaştırıcı uygulamaların eksiksiz hayata geçirilmesini isteyeceği, bu kapsamda tır sürücülerinin de dahil olduğu tüm kesimlerin uygulamalardan eşit biçimde yararlanmasının önemini vurgulayacağı ifade ediliyor. Türkiye'nin Vize Serbestisi Diyaloğu'nun tamamlanması yönündeki beklentisi de yeniden gündeme taşınacak. Göç alanındaki iş birliği de görüşmelerin önemli gündem maddelerinden olacak. Türkiye, mevcut koşullar doğrultusunda göç yönetiminin adil yük ve sorumluluk paylaşımı anlayışıyla yeniden şekillendirilmesini savunacak. Diplomatik temaslarda sadece ikili ilişkiler değil, uluslararası gelişmeler de kapsamlı şekilde ele alınacak. Rusya-Ukrayna savaşı, Güney Kafkasya'daki gelişmeler, Gazze ve Filistin'deki insani durum, Suriye ve İran başta olmak üzere bölgesel güvenlik başlıkları değerlendirilecek.
- Türkiye-AB ilişkilerini sınırlayan eski kararların kaldırılması talebi.
- Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi.
- Türk vatandaşlarına yönelik vize kolaylıklarının sağlanması ve Vize Serbestisi Diyaloğu'nun tamamlanması.
- Göç yönetiminde adil yük ve sorumluluk paylaşımı anlayışıyla sürdürülebilir iş birliği modeli oluşturulması.
İlişkilerde Normalleşme Süreci ve Gelecek Perspektifi
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında son aylarda ekonomi, ticaret, göç, güvenlik, bilim, teknoloji ve iklim gibi birçok başlıkta yüksek düzeyli diyalog mekanizmaları yeniden faaliyete geçirildi. Türkiye'nin AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantıları'na davet edilmesi, Avrupa Yatırım Bankası'nın Türkiye'deki faaliyetlerini kısmen yeniden başlatması ve bağlantısallık alanında yeni iş birliği platformlarının oluşturulması, ilişkilerde normalleşme sürecinin önemli adımları arasında gösteriliyor. Önümüzdeki dönemde de diplomatik trafiğin sürmesi bekleniyor. Avrupa Birliği, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olmayı sürdürürken, Türkiye de AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Taraflar arasındaki ticaret hacmi, 2025 yılında yaklaşık 233 milyar dolara ulaştı. Bu ziyaretin, ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına katkı sağlaması öngörülüyor.