28 Ekim 2026, Çarşamba RSS
DİJİTAL REKLAM ALANI

Erdoğan'dan Siyasete Milli Mutabakat Çağrısı: "Her Siyasi Partinin Önceliği Türkiye Olmak Zorundadır"

Gündem Yayınlanma: 1 Ekim 2026 - 12:30
TBMM yeni yasama yılı açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi partilere Türkiye'yi önceleyen bir anlayışla hareket etme çağrısı yaptı. Bölücü teröre karşı kazanılan zaferin ardından milli mutabakatın önemine vurgu yapan Erdoğan, yeni anayasa vurgusuyla da dikkat çekti.
Haberi Sesli Dinle
Google & Sistem Sesleri ile dinleyin

ANKARA - Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Kurul'da yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. Yeni yasama yılının ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, Türkiye'nin birlik ve beraberliğinin önemine dikkat çekerek, siyasi partilere "Her siyasi partinin önceliği Türkiye olmak zorundadır" çağrısında bulundu. Konuşmasında, terörle mücadeledeki başarıya ve yeni anayasa ihtiyacına da değinen Erdoğan, milli mutabakatın sağlanmasının Türkiye'nin geleceği için kritik önem taşıdığını vurguladı.

Tarihi Miras ve Milli Mücadele Ruhu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına TBMM'nin tarihi misyonuna ve milli mücadeledeki yerine vurgu yaparak başladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1921'deki konuşmasından alıntılar yaparak, milletin hürriyet aşkını ve Meclis'in tarihi rolünü hatırlattı. Erdoğan, "Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir" diyerek, Meclis'in vatan savunmasındaki önemine işaret etti. 15 Temmuz darbe girişimi gecesi bombalar altında dahi milletin emanetini savunan Gazi Meclis'in, bu ağır sınavı başarıyla atlattığını belirten Erdoğan, o gece görev yapan tüm milletvekillerine teşekkürlerini iletti.

"Meclisimizin bu mücadelesi müstevlilerin, işgalcilerin ve emperyalistlerin kıskacından çıkış yolu arayan mazlum milletlere de örnek olmuştur."

Erdoğan, geçen yasama yılında TBMM'nin yoğun bir mesai yürüttüğünü, ülkemizin ve bölgemizin geleceğine yön verecek hayati kanunların müzakere edildiğini hatırlatarak, tüm milletvekillerine, Meclis Başkanlığı'na ve çalışanlara gayretleri için teşekkür etti. Yeni yasama yılının da fikir, tenkit ve tekliflerin özgürce dile getirildiği, çözüm odaklı bir anlayışla geçmesi temennisinde bulundu.

"Türkiye Merkezli Siyaset" ve Milli Mutabakat Vurgusu

Konuşmasının önemli bir bölümünü siyasi partilerin sorumluluklarına ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetçilerin birinci vazifesinin millete layıkıyla hizmet etmek olduğunu söyledi. Güncel siyasi gündemlerin ötesinde, toplumda iç kanamaya sebep olan yapay kutuplaşmaya karşı durulması gerektiğini belirtti. Farklılıkların Türkiye'nin zenginliği olduğunu ancak bu farklılıkların ayrışma vasıtası olarak kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, siyasi partiler arasındaki rekabetin, kutuplaşmayı körükleyerek çatışmaya dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Her siyasi partinin önceliği Türkiye olmak zorundadır
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Her siyasi partinin önceliği Türkiye olmak zorundadır

Küresel ve bölgesel gelişmelerin yeni bir siyaset tarzını mecbur kıldığını belirten Erdoğan, "Ya kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz, ya da asgari müştereklerde buluşmayı, mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni siyaseti Türkiye'ye hakim kılacağız" dedi. Her siyasi partinin önceliğinin Türkiye olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Her siyasi parti, Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak Türkiye merkezli siyaset icra etmelidir" çağrısında bulundu. Siyasi partiler arasında milli menfaatler konusunda tam bir mutabakat zemini oluşması gerektiğini belirten Erdoğan, buna "iç cephenin tahkim edilmesi" ve "büyük Türkiye mutabakatı" adını verdi.

Terörsüz Türkiye sürecinin aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu da sözlerine ekleyen Erdoğan, terörle mücadelenin Türkiye'nin enerjisini heba ettiğini, kaynaklarını tükettiğini dile getirdi. Terörün bitme noktasına gelmesiyle birlikte milli mutabakatın daha da anlam kazandığını belirtti. Erdoğan, çerçeve yasanın kabulünde gösterilen tarihi mutabakatın Türkiye'nin dostlarını sevindirirken, hasımlarını üzdüğünü ifade ederek, bu süreçte emeği geçenlere teşekkür etti.

Yeni Anayasa ve Vesayetçi Zihniyet

Erdoğan, yeni yasama yılının Kanun-i Esasi'nin ilanının 150. yıl dönümüne denk geldiğini hatırlatarak, anayasa tartışmalarının Türkiye siyasetinin önünde bir "imtihan kağıdı" olarak durduğunu söyledi. Darbe ürünü anayasaların, milli egemenliği bürokratik oligarşiyle sınırlandırdığını ve vesayet düzeninin yol haritası haline geldiğini belirtti. Vesayetçi sistemden kurumsallaşmış bir demokrasiye geçişte önemli mesafeler alındığını ancak darbe döneminin tortularını taşıyan sivil bir anayasa ihtiyacının henüz karşılanamadığını vurguladı.

  • Darbe anayasalarının, kuvvetler ayrılığından ziyade iktidar gücünün zapt-ı rapt altına alınmasına odaklandığı
  • Milli egemenliğin bürokratik oligarşiyle sınırlandırılmasını tasarladığı
  • Hak ve özgürlükleri genişletmek yerine istisnaları çoğalttığı
  • Devlet ve millet arasındaki birliğin ahdi temeli olamayarak gerilimleri derinleştirdiği

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ayıptan mutlaka kurtulmalıyız" diyerek, yeni ve sivil bir anayasa hedefinin Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesi olduğunu ifade etti. TBMM'nin siyasi çeşitliliğiyle anayasa yapmaya ehil ve yetkili olduğunu belirterek, "huzura, demokrasiye, kardeşliğe kalkan 467 el" ile vesayetin ördüğü psikolojik duvarların yıkıldığını ve bunun tarihi bir kazanım olduğunu söyledi. Yeni anayasanın kutuplaşma siyasetinin değil, "mutabakat içinde rekabeti" esas alan yeni siyasetin eseri olacağını dile getirdi.

Güçlü devlet-özgür toplum idealini birlikte yaşatmanın yolunun yeni bir anayasayla açılacağını belirten Erdoğan, "Sesi, milletin sesiyle hemavaz olanların bu süreçte korkacağı, çekineceği bir tartışma olamaz, olmamalıdır" dedi. Milletin yeni bir anayasa özleminin korkuların esiri haline getirilmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye Yüzyılı'na yakışır yeni ve sivil bir anayasa için siyasi partilerin harekete geçmesinin bir samimiyet sınavı olduğunu sözlerine ekledi.

Haber İhbar Hattı