Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda dünya liderlerine hitap ederek, küresel sistemdeki adaletsizliklere ve Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkat çekti. Konuşmasında mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğini belirten Erdoğan, "Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz. Rabbim ömür verdikçe bu kürsüden mazlumların hakkını savunmaya, sesi olmaya devam edeceğim" dedi.
BM Güvenlik Konseyi'nde Reform Çağrısı ve Gazze'deki Durum
BM'nin kuruluş amacına rağmen kan kaybetmeye devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapının adil olamayacağını ifade etti. Güvenlik Konseyi'nin "Dünya 5'ten büyüktür" ilkesine göre mutlaka reforme edilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, İsrail'in saldırıları ve Batı Şeria'daki yerleşimci terörüne sert tepki gösterdi. Gazze'nin artık dünyanın en büyük çocuk kabristanı ve en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgesi haline geldiğini dile getirdi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın salonda bulunamamasını vicdanları yaralayıcı olarak nitelendiren Erdoğan, "Gazze çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır. Filistin Devleti'ni boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin'in vücut bulacağı güzel günleri göreceğiz" ifadelerini kullandı.
"Gazze bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir; aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir. Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır."
Kıbrıs Türk Halkının Egemenliği ve Türkiye'nin Küresel Rolü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin tescil edilmesi gerektiğini belirterek, tüm uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni resmen tanımaya ve diplomatik ilişkiler kurmaya davet etti. Türkiye'nin gelişen savunma sanayisi, şoklara karşı dirençli ekonomisi ve çatışmaların ortasında bir istikrar adası olma rolüne de değinen Erdoğan, Avrupa'nın refah ve güvenliğinin temininde önemli roller üstlendiklerini söyledi. NATO Ankara Zirvesi'ne vurgu yapan Erdoğan, Türkiye'nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa'nın daha güçlü olamayacağını ifade etti. Avrupa Birliği ile stratejik bir vizyonla hareket ettiklerini belirten Erdoğan, Balkanlar, Güney Kafkasya, Türk Devletleri Teşkilatı ve Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi gibi bölgesel iş birliklerine de dikkat çekti.
- Uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışın değişmesi gerektiği.
- Krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenmenin kullanılması gerektiği ve Türkiye'nin Karadeniz Tahıl Koridoru gibi örneklerde netice aldığı.
- İş birliği ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışın yeniden tesis edilmesi gerektiği.
- Dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten, ortak kalkınma ve dayanışmaya dayalı yeni bir paradigmanın inşa edilmesi gerektiği.
- İnsan merkezli teknoloji anlayışının hakim kılınması ve tekno kutuplaşma ile dijital hegemoninin engellenmesi gerektiği.
Çevresel Tehditler ve Yapay Zeka
Konuşmasının ilerleyen bölümlerinde iklim değişikliği ve çevresel tehditlere de değinen Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin finansmana erişimindeki zorluklara dikkat çekti. Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 Zirvesi'ne ev sahipliği yapacaklarını ve iklim adaletinin öne çıkarılacağını belirtti. Eşi Emine Erdoğan'ın başlattığı Sıfır Atık hareketinin küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştüğünü hatırlatan Erdoğan, israf kültürü ve küresel gıda güvenliği konularında Türkiye'nin katkı yapmaya hazır olduğunu söyledi. Son olarak, İslam düşmanlığı, yabancı karşıtlığı, kültürel ırkçılık, antisemitizm gibi sosyal tehditlere ve dezenformasyon faaliyetlerine dikkat çeken Erdoğan, yapay zeka için uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulmasının aciliyetini vurguladı.
